Trabzonspor Sanal Temsilcileri      Haber Ekle | Bize Yazın Merhaba,

.
  Taraftarın Köşesi
  Sohbet Odası
   İndir Sayfası 
   Kulüp
  Tarihçe
  Avni Aker
   Video İzle
   Avatarlar 
   İletişim
.

YÖNETİCİNİN
BAŞ KÖŞESİ

İşte Geldik, Buradayız...
İlknur İnsaf TURAN
Öğretmen-Yazar
Sessiz Fırtına
Sizden Gelenler
Misafir Köşesi
TRABZONSPOR Artık Top Oynuyor
 

.

www.iinsaf.com - İlknur İnsaf TURAN

DOST SİTELER
Süper Damla Sürücü Kursu
İlknur İnsaf Turan | iinsaf.com
www.trabzonspor.org.tr
www.bordomavi.net
www.kuzeyforum.com
www.sohbetinyeri.net
www.Forza61.com
Sizin Siteniz
FORZA61 diğerleri
Ziyaretçi Defterine Görüş Ekle
Sık Kullanılanlara Ekle
Sayfamızı Tavsiye Et
Anasayfam Yap
 
 

YÖREMİZE AİT KELİMELER

Abli: Yelkeni yukarıda tutmak için kayığın serenine bağlanan ip
Abomolis: Zorlukla, son anda
Abore: zayıf, takatsiz, halsiz
Aboşimas: Ekili tarlanın yağmurdan zarar görmesi
Abraş : İri yarı biçimsiz, çiçek hastalığına tutulmuş insanlara denilir
Absimon: Ateş
Absimat : Kıvılcım
Abuskal: İnsanın kendine iş edindiği şey
Afgurmak: Havlamak, edepsizce konuşmak
Agitmek : Götürmek, alıp götürmek
Ağirlık : Gelinlik, Gelin için yapılan eşya ve takı
Ağrem: Ekilmemiş tarla, yabani, ıssız
Ağremilo : Yaban elması
Ağrembela: Yaban üzümü
Ağu : Zehir
Ahan : İşte ( Ahana, ahaniya şeklinde kullanılır)
Ahbin : Gübre
Alaf : Yulaf [A,hayvan yemi]
Alahta: İneklerin yediği büyük yapraklı ot türü
Alaşa : Haşarı, yaramaz çocuk
Alaşa, Şimula: Horon oynarken söylenen çömel kalk komutu
Alata : Çam ağacı
Ameş: Korkak, saf
Ana babula : Ana baba günü, mahşer
Anagodos: Keder, sıkıntı
Analislatmak: Açmak, gevşetmek
Anapa paklasi: Bir fasülye türü
Ander: Metruk, cansız, işe yaramayan, çirkin,
Ander gaybana : Yok olasica, Allah Belanı versin
Aner galmak: Yok olmak, ölüden arta kalmak
Andırhana : Koca yemiş, sarı bir meyva
Andon: Uygunsuz kadın, aşifte
Angona : Bölgeye özgü gri renkli bir kör yılan
Angros etmek: Uyuşmak
Ankmak : Bahsetmek, anmak
Aboskal: Yarım bırakılmış iş, iş yeri
April : Nisan ayı
Arahana : Örümcek
Ar etmek : Utanmak
Arkuri : Bir şeyin tersine gitmek
Astos : Tembel adam
Aşkar : Lekesiz, ayan, aşikar
Aşşebar : Keser
Atma türki: Karşılıklı mani söylemek
Ateşluk : Evin içinde ateş yakılan yer, ocak, şömine
Atlamak : Mısır kocanı v.s ayıklamak, mısır fidelerini seyreklemek
Ayan : Havanın berraklığı
Ayazma: Kusal su, şifalı su
Ayeser: Ağustos ayı
Azdeher: Ejderha


Badila : El sepeti
Badilas : Karın yoğun şekilde yağışı
Bağa: Bana
Bardii: Dişi çakal
Beşko, Peşko: Küçük yuvarlak soba
Bet: Çirkin
Bevi : Erkek
Beyuk: Büyük
Bezircanaş : Mısır ekmeği kırıntılarından yağ ve peynirle yapılan bir yemek
Bibil: Fasülye filizi, filiz, çocuk penisi
Biçinayı : Ekim
Bihamal : Her halükarda, hemen
Bilama : Az, biraz
Bolaki: İnşallah
Boba: Baba
Buldur : Geçen sene
Bumbur: Yabani arı cinsi
Buzak : Buzağı

C

Cahana : Yengeç
Cağ: Çorap örmek için kullanılan şişler
Came: Cami
Capula : Ayakkabı
Caleps : Fındık bitince kalanı toplamak
Cameş : Manda
Cauklamak:Tırmalamak
Cazi: Cadı
Celeb : Hayvan satın alıp kesen kasap
Cicil : Solucan
Cinak : Küçük bok
Ciniya :K uru sümük
Civrik : İplik makarası
Cubuş : Meyve koçanı
Culuf : Fındığı saran yeşil koçanı
Cumur : Mısır ekmeğinden Trabzon yağıyla yapılan yapılan yemek

Ç

Çapula: Kaliteli deriden yapılan çarık türü
Çaput: Bez parçası
Çarçel : Serander döşemesi
Çaşut : Casus
Çatlankavuk: Kavrulmuş mısır
Çaygara: İçinde küçük taşlar, kumlar bulunan toprak
Çarık : İnek derisi kurutularak yapılan bir çeşit ayakkabı
Çaygara : Kaynak, Dere kenarında kaynayan su
Çaynik : Çaydanlık
Çikir : Fındık, çay toplanırken kullanılan bele takılan torba
Çivit : Çekirdek
Çor : Kar eriten hava
Çürük ayı : Temmuz
Dağar : Oturak
Daun : Cin, peri
Davara: Gece uykusunda insanı boğmaya çalışan görünmez bir varlık
Dendena : Dantel (Temtene de denilir)
Deşürmek : Toplamak, Devşirmek
Dıreni : Çatı
Diza, tiza, tiz : Kene
Dizman: Şeytan
Döşürmek: Dalından fındık, meyva v.s. toplamak
Dönme tavasi: Hamsi kızartırken çevirmek için kullanılan kapaklı tava
Draşas : Derinin sertleşmesi
Duman: Sis

E
Egi : Kadınlara hitap şekli
Elektirik: El feneri
Emice : Amca
Eniş : Aşağı, iniş, meyil
Ereti: Emanet, geçici
Eriş : Mekik ipliğine mukabil ketenin asıl zeminini teşkil eden ve tarağın dişlerinden geçirilmiş olan iplikler
Eşkebit : Yaban arısı
Eşkin: Filiz, fındık fidanı
Otiş etmek: Gürültü

F

Fasal : Otlayan hayvanın ipini bağlamak için yere çakılan kazık
Fastarak . Sevimli kız çocuğu
Fatuk : Kazılmış çukur yer
Feçan : Ocak üzerinde mısır kurutmak için kullanılan tahtalar
Feleka. Ahırda inekleri bağlamak için kullanılan kazığa geçen halka
Feli: Dilim, Kabak dilimi
Fermene: Önü açık, süslemeleri olan giysi
Fol : Tavuk kümesi, hayvan yuvası
Folit : Kabak tohumu dikilen yer
Fuduş : İneğin sütünü kesilmesi
Fufu, Furful: Yara, bere
Fufuli: Sivilce [R], Rize’de fufudi
Fufuza: Çıt kırıldım, her şeyden şikayetçi adam
Furfula: Hoşaf
Furno: Kurbağa [Y, furnos, kurbağa]
Fusan: Kepek, mısır yarmasının kabukları
Fuska, Fiska, Faska, Fisto : Kabarkık, şişlik, bir çeşit dağ yemişi
Fustul : Püsküle benzeyen şeyler
Fuştul : Talaş
Fuzan : Hububatın kepeği

G

Gabak felisi : Kabak dilimi
Gaban :Yamaç, toprak birikimi
Gabiz: Haraç
Gada : Kardeş, dost, kardeşim
Gadan almak : Feda etmek
Gaful : Dikenli ve küçük ağaç ocağı
Gafika : Güğüm
Galege : Küçük dana
Galovriya: Sakin, uyuşuk, hımbıl
Gancilis : Karides
Gargalak: Dere kenarındaki dal, ağaç parçaları
Gaskam: Sert toprak
Gaybana : Menfur şey
Gayuk suyadur : Kayık denizdedir
Gaviya : Odun yığını
Gayde : Şarkı türkü
Gazel : Kuru yaprak
Gecekuşi: Yarasa
Ğovit : Kaya balığı
Ğuduş : Mısırı saran koçan
Ğulya, Ğoliya: Karalahanadan yapılan yöresel yemek
Ğoliva :Haşlanmış mısır


H


Habişkol : Bir çeşit yemek
Haboyle: Bu şekilde
Habu: İşte bu
Haçan : Mademki, öyleyse
Hamayıl, Hamayli, Hemayil : Muska
Hamofta: Çilek
Hamonşera : Çilek
Handoşera : Kirpi
Hatal : Eski
Hışır : Eski, yıpranmış kullanılamaz hale gelmiş
Hızan : Yoksul kimsesiz, geçinmekten aciz aile
Herek : Sırık
Hezep : Bela
Hlio : Sincap
Hohor : Baykuş kullanılan hayali yaratık
Hohol : Toz , göze kaçan küçük
Hoholi : Kağıt kırpıntısı
Hoholli pide: Pazı veya ıspanaklı pide
Hopal: Eti yenen bir kuş türü
Horom: Kesilmiş mısır saplarının birbirine dayanarak kümelendirilmesi
Humbeç : Karın, batın
Hutuş : Mısırı kaplayan ince, yeşil kabuk
Hora : Tarla
Humi: büyük zil
Humurgan : Sürmene pazarının eski adı
Hutuş : Mısır koçanı üzerindeki yaprak


İ

İfteri : Eğrelti otu
İsponkar: Değirmende kullanılan bez
İsporit: Toprak tohumlanırken kazmayla çizilen hat
İstavrik : Büyük gügüm
İstavrit : Eylül ayı, küçük bir balık adı
İstavrap. Ekim ayında olan armut türü
İsteriç : Ak gürgen ağacı
İstikan : Çay kadehi
İştol : Masa
İşkebit: Yaban arısı
K


Kaban : Sarp, dik arazi
Kabis : Değirmenlerde hububata mahsus bir ölçek
Kabot : Palto
Kada : Kedi
Kadak : Manda yavrusu
Kadan alsun : Feda olsun
Kadarahti. Evin içinden alttaki ahıra açılan merdiven kapağı
Kafega, Gafega: Küçük gügüm
Kafgal, Kafkal: Fındık kozalağı
Kaful, Gaful: Fındık Ocağı, çalılık
Kafulluk: Dağınık, çalıların sardığı yer
Kahleya: Öksüren kişi
Kakavuş : Lastik ayakkabı
Kakane : Zayıf adam
Kakoş : Aptal
Kalafika : Sepet
Kalora, Kalovriya, Kaluk: Evde kalmış, kocaya gidememiş yaşı geçkin kız
Kama: Hançer
Kamak: Maçka’da Fırından ateş, mısır çekmeye yarayan ucu eğri kürek
Kamisela: Yağmurluk
Kambokiraz : Çilek
Kamesela : Buluz
Karak: Kapı mandalı
Karnes : Çayırlık
Kartol, Kartof : Patates
Kaybana : Tembel adam, meş'um şey
Kaygana : Mısır unundan yapılan hamsili ekmek
Kavrangoz: Karışıki dağınık, kavga
Kayna : Kayığın kenarları
Kayde: Ezgi
Kaydelemek: Ağıt yakmak, şarkı söylemek
Kaygana: Tavada yumurta ve sebzeyle yapılan yemekler
Kelif : Dağ evi
Kemre : Sığır gübresi
Kemçuk : Biçimsiz iri ağızlı insan
Keme : Büyük fare
Kenef : Tuvalet
Kerenti : Tırpan
Keres: Ekmek kabuğu
Kertel : İneğin yal kabı
Kod, God : Bir ölçü birimi
Kodespa: İyi arkadaş
Kodespena: Becerikli ev kadını
Kodi, Godi: Lahananın sapı
Kodoş: Mısır sapı
Kofe, Kofi, Kofos, Kofuz, Kofu: Sağır
Kofte: Kendir bıçağı
Kofi : Meyvelerin çekirdekleri ihtiva eden yenilmeyen kısmı
Koftra : Rize'de Su yolunu kesmek için kullanılan tahta
Kofin : Yaprak sepeti
Kohraka: Mutsuz kadın
Kokir : Çalışkan, becerikli
Kokize : Boğmaca hastalığı
Kokozlanmak: Horozlanmak
Kolebessa: Sığır gübresinde yaşıyan kurt
Kolidi : Kendir
Koliva : Haşlanmış mısır
Kolot : İçinde bütün yumurta olan buğday veya mısır ekmeği
Komat, komadi : Parça
Kombos: Tomurcuk
Komri: Tahtadan yapılmış küçük ve alçak iskemle
Komsilamak : Birini diğerine geçmek
Koncolos : Tuhaflık eden gülünç şekillere giren insan
Korç, Gorç: Tabure
Korona: Zavallı
Korsil: İskemle
Kozalak : Selvi ve çam gibi ağaçların meyvası
Kosi : Kuluçkaya oturan tavuk
Koska : Böğürtlen
Koskodor : Kibirli
Koskon : Hayvanların bel kemiğinin nihayet noktası
Kosnok : Açıkgöz, kurnaz çocuk
Kospodar: Ağalık taslıyan kişi
Kostel : Mısır yapraklarının yapraksız ve meyvesiz tarlada biçilmiş kalan yukardaki kısmı
Kosu: Kuluçka, Sürmene’de kosı
Koşat : Teke olmamış keçi
Kot : Altı okka mısırı tesbit eden ölçü birimi
Koti : Lahananın sapı
Kot kafa. Aptal
Kotan : Pulluk
Kotoni : Taneleri çıkarılmış mısır koçanı
Kototori . Kapı eşiği
Koviçe : Saplı küçük sepet
Köstere-Kösre : Bilem taşı, orak bilenen taş
Kukus: Çam kozalağı
Kukuvaak :Çömeler oturmak, bir yayla çiçeği
Kumsi: Lifleri alınmış kendir
Kumul: Ot yığını
Kumuş : Dikenli kestane kozası
Kunkuş : Kurumuş
Kupli : Kilit
Kurdi: Kadınların yük taşırken bellerine doladıkları bez yada ipten örtü
Kurut, Gurut: Süzülmüş yoğurtla yapılmış bir çeşit peynir, haya, testis
Kusi : Kuluçka tavuk
Kuşlastiği : Sapan
Kutun, kutur : Mısır koçanı
Kuvar : Yumak
Kuyis : Çığlık
Kuymak : Mısır unundan yapılan bulamaç
Kuza: Siğil
Kuzika: Kızım
Kuzine : İçinde yemek pişirilen soba

L

Labaza: Kuzukulağı benzeri bir bitki
Lago. Aptal
Laka: Lokma
Lambaza : Bir çocuk oyunu


Lenger : Meşale
Log : Taş silindit
Lom: Taş sökmek, yer kazmak için kullanılan demir kazık
Lonca : Gizli iş kurmak
Longos : Deniz kenarlarındaki kayaların diplerindeki derin yerlere denir
Longovit: Kaba saba adam
Longoz: Dere ile denizin birleştiği yerde oluşan girdap

M
Makena: Araba, tabanca
Makoci : Mekik
Malez : Kedi ve köpeklere yedirilen her şeyin karıştırıldığı yemek, Sütlü kabak lapası
Mamancika : Bez bebek
Momoli : Diken başı
Mamula : Diken meyvesi
Manca : Yemek
Maneftera: Eğrelti otu türü
Mayhoş : Ekşi
Mayıs beceğu: İlkbaharda görülen kabuklu bir böcek türü
Mayıs dikeni: Kısa boylu, yaban gülüne benzeyen çiçekleri olan bir ağaç
Mavrengel : Beceriksiz, zavallı
Mavroşkil : Bir nevi balık
Medane: Tövbe etmek
Meci : İmece
Melemet : Palamut
Melen: Değirmen taşı oluğu
Memşa : Ayakyolu, hela
Merek : Saman veya ot konulacak kulübe
Mertek : Çit
Mesrebe : Maşrapa
Mimit : Yüzde ve vücutta çıkan sivilceler
Minci, minzi : Yöreye has çökelek peyniri
Mitil : Şiltenin pamuğu ihtiva eden iç kılıfı
Miyanci : Görücü
Mizmilak : Diken
Moçot : Beceriksiz, sakat
Mozika : Gebe olmamış, az sağılır inek
Mucurum : Beceriksiz, felçli
Mudura: İşe yaramaz
Mumuda : Beceriksiz adam
Mumul : Uyuşuk, siyah kabuklu un böceği
Munduruş : Kudretsiz adam, uyuşuk
Muncur : Yüz
Muni: Kadın cinsel organı
Murseps. İneğin memesine süt gelmesi için oğuşturma
Murş: Delik
Mustavaca kuşi: İnsandan kaçmayan serçeye benzer kuş
Muşmula : Malta eriği, Yenidünya meyvesi
Musibet : Başbelası
Mutuş: Erkek çocuk
Munzur : Hayvanların burnunun ucu

N

Nacak : Küçük balta
Nahır : Sürü
Nahtar : Anahtar
Nafele: Nafile
Namazga : Seccade
Namose: Küfür
Nanay : Akılsız
Nemrut : Hain
Nene: Anne, büyükanne
Niça: Bir çeşit ot
Nife : Gelin
Nogamise: Heniz gelin olacak kız
Nusga: Muska
Nuzul : Felç

O

Oflan: Sürmene’de raf
Ofreya: Çatıda bulunan delik
Oğune: Önüne
O ki: Madem ki
Oksobis : Meraklı
Oksek : Ateşte yakılan odunların yanmamış ve kısmen sağlam kalmış parçaları
Oksobis : Biimsiz, pis, murdar
Okşokana : Varda , cesur
Otiş etmek : Gürültü yapmak
Otluk : Mısır bitkisinin gövdesi


P

Paçariş: Engel
Paçaroz olmak: Engel olmak, ayağa dolanmak
Panti : Hayvanların yem yediği kap
Parafloy: Fırının ön bölümü
Paska : Sedander
Pasoslanmak: Zedelenmek, ez,lmek
Patiçi : Taze fasulye
Peşkir : Havlu
Peşko : Küçük soba
Petek: Arı
Piçak: Bıçak
Pifoli : Folluğa konan yumurta
Pines : Kümes
Potin, Potisiya: Ayakkabı
Pöhrenk : Bat Trabzon’da su yolu



S

Saçayağı : Ateş üzerine tencere v.s koymak için kullanılan üç ayaklı bir eşya
Sağa : Sana
Sağan : Tabak
Sakırga : Yapışkan adam
Sakonari : Buğdayın değirmende döküldüğü yer
Salahana : İşsiz güçsüz adam
Salahor : Serseri
Sanga: Büyük dilli kapı kilidi
Sarfulis etmek: Tırmalamak
Sargan: Zargana balığı
Sele : Çamaşır sepeti
Sifte: İlk defa, önce
Simur: Mısır ekmeğinin yağda eritilmesiyle yapılan yemek
Singruz etmek: Küsmek
Ş


Şafliz : Ağızdan akan salya
Şarkada : Yaramz , haylaz çocuk
Şataf : Parlak
Şelek : Arka yükü
Şeya : Çamaşır
Şilidi: Çorap bağı
Şişek: Kısır koyun
Şrombil, Şoromul, Şoromil: El değirmeni, mısır çorbalığı çekilen taş



T


Talaş : Kavga, dövüş
Tami : Çay
Tantana : Şenlik
Taraba : Evlerin avlusuna tahtadan yapılan çit
Tas : Kase
Tavli: Ucu yanan odun
Tirma: Un çorbası
Tirsi: Bir balık türü
Toloz: Hile
Tombak: Yumak
Tombil: Tarla kuşu
Tonilon: Güneş hakkı için!
Tor : Balık ağı
Torun: Yeğen

U


Uçkur : Bele bağlanan ip
Ula : Erkeklere hitap şekli
Urum: Rum
Urus: Rus
Urus fasülyesi: Bir tür fasülye, lobia
Uskoli : Kendirin hurdası çıktıktan sonra geriye kalan kısmı
Uşak : Erkek çocuk



Vado: Kırmızı renkli böğürtlene benzeyen bir meyva
Vagon: Tütün kurutulan ahşap askı
Vardo: Hamalların, yük taşıyanların yollarını açmak için “dikkat” anlamında bağırdıkları ümlem
Vargit çiçeği : Pembemsi bir çiçek
Varos etmek: Yankılanmak
Vato : Alaca balık
Vaynos : Yaygara, gürültü
Vedro : Kova
Vinzo, Vinzos : At sineği
Vinzoslanmak: Sineklerin ısırdığı hayvanın huysuzlanıp koşması
Vol : Tarla bellemede belin çıkardığı toprak
Volta : Balık oltası
Vira : Kayık halatlarının bağlandığı alet
Viya : Dalga
Viyalamak : Alttan almak
Vol : Tarla bellenirken oluşan çamur toprağı
Vola etmek, Volis etmek Ceviz ve fındıkları kabuklarından ayırmak
Volar: Tarla bellenirken kaldırılan büyük toprak parçası
Vovola: Maçka’da yumurta
Vurgoz : Karanlık, rutubetli yer


Y


Yal :İnek yemeği, çeşitli bitkilerin karıştırılıp kaynatılmasıyla yapılır
Yalağuz, Yalanuz: Yalnız
Yali : Sahil, kumsal
Yali gitmek: Gemilerin kıyıya yakın gitmesi
Yali uşaği: Deniz kıyısında büyüyen çocuk
Yanis : Kokmuş sularda bulunan küçük böcek
Yangazluk: Düzeni bozmak, sorun çıkarmak
Yankaz, Yangaz : Sinsi, aksi adam
Yanpur : kötü kılıklı adam
Yarma: Yarılmış kütük, fırınlanmış mısır
Yavris eriğu: Bir yeşil erik çeşidi
Yastası : Meraklısı
Yaşık : Kasa, sandık
Yaşmak : Baş örtüsü, tülbent
Yel: Romatizma
Yele yele : Çabuk çabuk
Yer kirazı : Çilek
Yer liforu: Bir çeşit lifor, yabani yemiş
Yiğ : Yün eğirmek için kullanılan alet
Yisa, yüsa : Çekmek var gücüyle asılmak
Yokuş : Yukarı, dik
Yomra elması, Gemora elması: Bir elma çeşidi
Yomurta eriğu: Bir erik çeşidi
Yosa yosa: Kayıkkaraya çekilirken söylenen ünlem
Yoşa:Koyunların sırtına sürülen kırmızı boya
Yufka : Sığ
Yürek ağrısı, Yürek bolanması: Açlık
Yürek: Mide
Yüzini köpek yalamak: Birisinin yüzünü köpek yalarsa utanmaz olacağına inanılır


Z


Zabuşka : Makbuz
Zağar : Büyük erkek köpek, yaşlı erkeklere karşı hakaret olarak da kullanılır
Zagel: Kazma
Zaguda : Yeşil zeytin
Zağana, Cahana: Yengeç
Zakoti : Gayet ekşi
Zahre : mısır
Zanga : Kilit
Zangar : İnatçı
Zangariya: Dokumacı
Zango : Bir çeşit fındık
Zangoç: Kilisede çan çalmakla görevli kişi, sakat, topal anlamıda kullanılır
Zava: Yüzük
Zavrak : Debdebe, tantana, ihtişam
Zazal : İri yarı, heybetli fakat beceriksiz, bir işe yaramayan adam, kel, çıplak
Zazel : Köylerdeki serander denilen ev kısmının dallardan örtülmüş kısmı
Zerihta : Tuzlu su ile hamur haline getirildikten sonra biraz da maya katarak yağda parça parça pişirdikten sonra üzerine şeker yada bal dökülerek yenen tatlı
Zestas: Hazımsızlık, rahatsızlık, çok yemek sonrası kötü hissetmek
Zevli . Öküzün boyunduruğunu iki taraftan boğazına rapteden tahta çubuk
Zezoka : Çamurdan yapılmış küçük kutu
Zibil : Çöp, süprüntü
Zibra: Az, ufak
Zibros : Bozuk arızalı, hafif lamba ışığı
Zigar: İneklerin yediği bir ot
Zihnis : Ocaklardaki kurum
Ziki : Şilte veya minder kılıfı
Zimbonak: Cahil, boş insan
Zimilange: Kayganası yapılıp yenebilen bir ot türü
Ziniya : Tavuk pisliği
Zinok : Deniz derya
Zinos : Martı kuşu
Zipka : Karadeniz'e özgü körüklü şalvar
Zizil : Toprak içine gömülmüş solucan
Zifin : Ormanlarda yetişen sarı renkli bir bitki
Zoli : İlik
Zolot: Aptal
Zot : Bıçak bilemek
Zizoli : İlk baharda yetişen taze otlar
Zubun : Entari
Zuluf : Fındık veya fasulyenin tanelerini kaplayan kabuk
Zumur : Bir şeyi buruşturmak, sıcak mısır ekmeğini sade yağla karıştırarak yapılan bir nevi yemek
Zo : İnek
Zipka, Zipga: Bacakları dar, ağı geniş, geleneksel Laz pantolonu
Zirbiya: Suya batırılarak yenilen katıksız ekmek
Zirikzirna. Yankı, tahtarevalli, yankılanmak
Ziza: Yanmış, çok sıcak
Zobazorina: Zoru zoruna, kaba güç kullanarak
Zot: İnatçı, aksi
Zot etmek: Lehim yapmak, madeni eşyaları ısıtarak parça ekleyerek uzatmak
Zuğlis, Cuhnis, Çuğnıs, Çuğnos: Ezmek, çayır ezmek, çiğnemiş ot, çok geçilen yol
Zunis: Tavuğun tüylerini yakmak, tutuşturmak
Zükan : Nezle

 

 

Trabzonspor Sanal Temsilcileri


 

Forza61


Forza61.com - Trabzonspor Sanal Temsilcileri | Sayfamız Herkese Açıktır, Sayfamızda Köşe Yazarı Olabilirsiniz.
adem@forza61.com adresinden yöneticimize ulaşabilirsiniz.

trabzon yöresine ait kelimeler / ve açıklamaları / hangi kelime hangi anlamı taşıyor / trabzon yöresine ait kelimeler,trabzon yöresine ait kelimeler / ve açıklamaları / hangi kelime hangi anlamı taşıyor / trabzon yöresine ait kelimeler,trabzon yöresine ait kelimeler / ve açıklamaları / hangi kelime hangi anlamı taşıyor / trabzon yöresine ait kelimeler,trabzon yöresine ait kelimeler / ve açıklamaları / hangi kelime hangi anlamı taşıyor / trabzon yöresine ait kelimeler,trabzon yöresine ait kelimeler / ve açıklamaları / hangi kelime hangi anlamı taşıyor / trabzon yöresine ait kelimeler,trabzon yöresine ait kelimeler / ve açıklamaları / hangi kelime hangi anlamı taşıyor / trabzon yöresine ait kelimeler,trabzon yöresine ait kelimeler / ve açıklamaları / hangi kelime hangi anlamı taşıyor / trabzon yöresine ait kelimeler,trabzon yöresine ait kelimeler / ve açıklamaları / hangi kelime hangi anlamı taşıyor / trabzon yöresine ait kelimeler